Bugün Ulu Önderimizin ölümünün 70. Yıl dönümü. Bu güne kadar Atamıza layık bir toplum olamadık , bugün bunun üzüntüsü içindeyim. Atatürk; devrimleriyle , özgürlük ve bağımsızlık düşünceleriyle en büyük eseri olan laik Türkiye Cumhuriyetini kurdu ve bizlere emanet etti.Bizler , yeni kuşak bırakın ülkesine sahip çıkmayı , kültürümüzü "Burger King,McDonalds" , "Rap,Rock,Pop" müzik türleriyle , batılaşma özentisi içinde kirletip , batırdık. Atatürk'ün demokratik görüşü günümüzde ; faşizme döndü ve düşüncesini açıkça söyleyenler "Ergenekon" saçmalığı altında sorgusuz ve suçu bilinmeden tutuklanıyor! Bizede sadece izlemek düşüyor , elimizden hiç bir şey gelmiyor!
Ulu Önderimiz Atatürk ; düşünceleriyle , devrimleriyle 10 Kasım 1938 tarihinde ölümsüzleşmiştir. Bugün bu topraklarda yaşıyorsak en büyük pay Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'tedir.Bunun İçin Atatürk'e büyük bir teşekür borçluyuz. Umarım 2009 yılında Atatürk'ün bize emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti'ne gerektiği değeri veririz , kültürümüzü ve değerlerimizi koruruz.
"Mustafa" filmi Kürtlere özerklik adına operasyondur!
Hayır ben komplo teorisi bilmem, hamaseti de sevmem. Dolayısıyla yazacaklarım bu çerçevede değildir. Tarih: 29 Ekim 2008, yani Cumhuriyet’imizin 85. kuruluş yıldönümü. Tam bu tarihe ilginç bir olay denk getiriliyor. Can Dündar’ın hazırladığı Atatürk’ü anlatan “Mustafa” filmi büyük gürültülerle vizyona sokuluyor. Önce Can Dündar’ın kimliğini hatırlatalım. Babası MİT görevlisi, kendisinin ne olduğu ise meçhul. Dündar bir gün devrimcidir, öbür gün AB taraftarı. Bir gün İslamcıları ve PKK’yı bile kucaklayan sözde özgürlükçüdür, öbür gün Kemalist. Bir gün masa başı belgesellerini finanse eden şirketlerin sözcüsüdür, ertesi gün özel girişim düşmanı. Bir gün ÖDP’lidir, ertesi gün Ecevitçi, yani kısacası ne olduğu belli olmayan bir meçhul adamdır. Boğuk sesli romantik Che Guavera pozlarındadır ama köşeli, yani tarif edilebilir değildir. Çizgisi ve tutarlılığı yoktur. İlişkileri ise kafa karıştırmaktadır. Haksızlık mı ediyorum... Son teşebbüsü “Mustafa” filmini sorgulayalım. Dündar bu belgesel filmde güya insan Mustafa Kemal’i anlatıyor, ama gerçek bu değil. İnsani boyut sadece kamuflaj, yani kılıftır. Gerçekte yapılan psikolojik bir operasyondur. Önce filmde gizlenerek verilen ince mesajlara bakalım: 1) Atatürk’ün kendi sözleriyle güya Kürtlere özerklik verilmesi fikrinde olduğu ortaya konuyor. 2) Atatürk’ün, cahillerin seviyesine inmem diyerek halkı güya aşağıladığı mesajını veriyor. 3) Kendi heykellerini diktiren bir diktatör olduğu imajı bilinçaltına pompalanıyor. 4) Atatürk için günde bir büyük rakı ve üç paket sigara içiyordu denilerek dolaylı olarak adeta içki düşkünü ayyaş portresi çiziliyor. 5) Atatürk için çevresinde kimse kalmamıştı ve yalnız öldü denilerek kişiliğiyle ilgili şüpheler uyandırılmaya çalışılıyor. 6) Atatürk’ün manevi oğlu için gerçek oğluydu havası verilerek gayrimeşru ilişkileri ve de çocuğu olduğu imaları yapılıyor. Sorarım size böylesine uçuk mesajların ustalıkla yerleştirildiği filmin Cumhuriyet’in kuruluş gününde farklı bir ambalajla vizyona konması operasyon değil de nedir? Hayır hayır, ben Atatürk için Peygamber misali günahsızdır diyenlerden değilim. Atatürk de insandır, eksiği, zaafları elbette olmuştur. Söylemek istediğim bulunduğumuz bu konjonktürde böylesine kafa karıştırıcı mesajların neden verildiğidir. Yooook hiç kimse bu durumu bana tesadüf diye izah edemez! Bir tarafta dış dinamiklerin arkasında olduğunu bizatihi MİT yöneticilerinin söylediği Ergenekon operasyonu, diğer tarafta yaşanan Kürt kalkışması ve özerklik talepleri ve tam bu süreçte Atatürk’ün Kürtlere güya muhtariyet istediğini anlatan filmin gösterime sokulması. Anlayamadığım, Genelkurmay’ın bu filme niçin destek verdiğidir? Tamam desteği veren mevcut Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ değil Yaşar Büyükanıttır da bu neyin nesidir? Filmi beğendiğini açıklayan Yaşar Paşa da yoksa Kürtlere muhtariyet mi istiyor? Düşünüyorum da biz ve bizim gibi düşünenler herhalde kraldan çok kralcıyız. Baksanıza Atatürk’un ordusu ya da onun bazı komutanları böyle bir tavrı takınıyorsa bize ne oluyor ya da biz niye çırpınıyoruz ki! Hem bu ordunun eski Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın oğlu değil midir Çanakkale’deki şanlı zaferimizi Anzak destanına çeviren! Yok yok, tablo bu olsa da ben duramam, yine de itirazımı sürdüreceğim. Bak Yaşar Büyükanıt, bak Özden Örnek, bak Can Dündar; Mustafa Kemal, vatan yapılan bu coğrafyada birlikte yaşama adına, bölünmezlik adına semboldür. Adı üstündeki titizliğimiz onun içindir. Semboller paspas yapılırsa bütünlük de kaybedilir. Mustafa Kemal’i maske takıp aşındırmak ve aşağılamak, bu milleti aşağılamakla eşanlamlıdır... ...
Umalim ki en Bati'sindan en Dogu'suna, 7'sinden 77'sine, kadiniyla erkegiyle tum halkimiz; kendisine Cumhuriyet'i armagan eden ATA'sini, Cumhuriyet'in anlam ve onemini ve de Turk olmanin ne demek oldugunu 85. yilinda anlar...
Hakkari Çukurca'da çıkan çatışma sonucu 4 asker şehit oldu. Çatışmanın ardından olay yerine giden bir helikopter kırıma uğradı. Teknik arıza nedeniyle kırıma uğrayan helikopterde de bir kişi şehit oldu.
Olayla ilgili Genelkurmay Başkanlığı'ndan şu açıklama yapıldı:
1. Hakkari ili Kavaklı bölgesinde 15 Ekim 2008 tarihinde icra edilen operasyonda görev alan bir komando bölüğünün, teröristlerin muhtemel bulunabileceği yerlere saat: 20.30 civarında manevra yaparken bir patlama olmuş ve bunu takiben teröristlerin açtığı ateş sonucu 4 güvenlik görevlisi şehit olmuştur. Teröristlere şiddetle karşılık verilmesi üzerine, teması keserek kaçmışlardır. Teröristler üzerine açılan yoğun ateş sonucu verdikleri zayiat henüz bilinmemektedir.
2. Teröristlerin muhtemel kaçış istikametlerini kesmek maksadıyla, helikopterlerle bölgeye gece birlik sevk edilmiştir. Bir helikopterin inişi esnasında meydana gelen teknik arıza sonucu, helikopter kırıma uğramıştır. Bu olayda ağır yaralanan bir güvenlik görevlisi Şırnak Asker Hastanesinde şehit olmuş, aralarında Tugay Komutanının da bulunduğu 15 personel hafif şekilde yaralanmıştır. Bölgede operasyonlara devam edilmektedir.
3. Ayrıca, Hakkari ili Şemdinli ilçesi Derecik bölgesinde, Irak sınırına 4 km mesafede bir grup terörist tespit edilmiş, yapılan müdahale sonucu 4 terörist etkisiz hale getirilmiştir.
4. Şırnak ili Cudi Dağı bölgesinde icra edilen operasyon esnasında ise 1 terörist etkisiz hale getirilmiştir.
ŞEHİTLERİN KİMLİKLERİ
Hakkari'deki çatışmada şehit olan askerlerin Uzman Çavuş Ferhat Erdin (Amasya), Komando Er Ferdi Sefa Kılıç (İzmir), Komando Er Umut Çiftçi (İzmir), Er Hasan İrkoç (Muş) olduğu belirtildi. Şırnak'ta helikopterin kırıma uğraması sonucu yaralandıktan sonra şehit olan askerin ise Piyade Onbaşı Orhan Marhan (Bitlis) olduğu belirtildi.
2. ORDU KOMUTANI BÖLGEDE
5 askerin şehit edilmesi ardından 2. Ordu Komutanı Orgeneral Necdet Özel, özel uçakla Van'a geldi. Orgeneral Özel, buradan Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Yurdaer Olcan ile birlikte özellikle Aktütün bölgesinde incelemelerde bulunmak üzere helikopterle bölge hareket etti.
Türk Hava Kurumuna ait özel uçakla bugün Van'a gelen 2.Ordu Komutanı Orgeneral Necdet Özel, Ferit Melen Havaalanında Van Jandarma Kolordu Komutanı Korgeneral Yurdaer Olcan tarafından karşılandı. Orgeneral Özel, korgeneral Olcan ile birlikte helikopterle Şemdinli İlçesi Aktütün bölgesine hareket etti. Orgeneral Özel'e 2 helikopter de eşlik etti. Bu helikopterlerde Van Emniyet Müdürlüğü Özel Hareket polislerinin de bulunduğu öğrenildi.
Bu arada, Van Filo Komutanlığı'nda bugün yoğun bir helikopter trafiği yaşandı. Irak sınırının sıf noktasında bulunan Hakkari'nin Çukurca İlçesi'de de yoğun bir askeri hareketlilik yaşanıyor. Bölgeye skorski tipi helikopterlerle özel eğitimli komandoların sevk edildiği ve operasyonların sürdüğü belirtiliyor.
POLİS DE ALARMDA
Hakkari'nin Kavaklı Bölgesi'nde 4 askerin şehit olmasının ardından Çukurca ilçe merkezinde polis de alarma geçti. İlçeye giriş çıkış yapan araçlar muhtemel eylemlere karşı didik didik aranıyor.
Eli silahlı teröristlere habire af çıkarırken; İstiklal Madalyası sahibi Jandarma Genel Komutanı’nı hapse atıp, beyin kanaması geçirene kadar içerde tutmadık mı?
PKK’ya yataklık yaptığı için hapiste yatan kadını, çıkarıp, Meclis’e sokarken, Cumhurbaşkanı’nın masasına davet ederken; 1’inci Ordu Komutanı’nı "terör örgütü kurmak"tan içeri tıkmadık mı?
Şehide "kelle" dediği için tazminat ödemeye mahkûm olan, "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir canım kardeşim" diyen Başbakan’a, "Bravo, aynen devam" deyip, yüzde 47 oy vermedik mi?
PKK, hastalanmaması için serçe parmağının tansiyonu bile ölçülen Abdullah Öcalan’ın saçı kesildi diye, kalkışma provası yapıp, Diyarbakır’ı yakıp yıktığında, polisin-askerin elini tutup, "Cana geleceğine mala gelsin" diyen Diyarbakır Valisi’ne "aferin" deyip, Başbakanlık Müsteşarı yapmadık mı?
Kafamızda Amerikan çuvalıyla gezerken, koordinatör saçmalığı icat edip, "Amerika bizi çok seviyor, istihbarat verecek" demedik mi?
"Amerika istedi diye harekátı kısa kestik, içerde parça bıraktık, o kampları tutmamız gerekirdi" dediği için, neredeyse "vatan haini" ilan edilen Deniz Baykal, o kamplardan gelen teröristler önceki gün Aktütün’ü bastığında haklı çıkmadı mı?
Irak’taki hacivat "Kedi bile vermem" derken; yaralı PKK’lıların tedavi edildiği Kuzey Irak’taki hastaneyi bile kendi ellerimizle yapmadık mı?
Vatandaşa zam üstüne zam geçirirken, PKK’yı koynunda besleyen Barzani’ye, Talabani’ye yarı fiyatına elektrik vermiyor muyuz?
Şehit çocukları çıplak ayakla gezerken, tabut başındaki karnı burnunda tazeler Allah’ıyla baş başa kalmışken; fitreleri zekátları Mehmetçik Vakfı yerine, Almanya’da din-iman hortumcusu olduğu alenen tescillenen Deniz Feneri’ne vermiyor muyuz?
Gariban ailelerin çocukları şakır şakır şehit düşerken, subay-astsubay çocukları oradan oraya tayin edilip, lise mezunu olana kadar 28 tane şehir değiştiriyor; yaşadıkları travma nedeniyle üniversite kazanamıyor ve onlara hiçbir ayrıcalık tanınmıyorken; "Babamın parası var, benim de bokumda boncuk var, onun için yurtdışında okuyorum" diyenler askerlikten yırtmıyor mu?
Bir zamanlar bu memlekette askerlik yapmayana kız bile verilmezken, "Popomda sivilce çıktı, bak bu da raporu" diyenler, askerlikten sıyırmıyor mu?
*
Genelkurmay, 68 kere basılan 46 şehit verdiğimiz gecekondudan bozma dandik karakolu, parasızlık nedeniyle 100 metre ileriye taşıyamadığımızı açıklarken; Genelkurmay eski Başkanı’na, korgeneral refakatinde askeri uçakla taşıyarak, 1 trilyon liralık zırhlı Audi almadık mı?
Hakkari ili Şemdinli ilçesi bölgesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü’nün batıdan emniyetini sağlayan Bayraktepe’deki unsurlarına karşı dün öğleden sonraki saatlerde bölücü terör örgütü tarafından Irak’ın kuzeyinde bulunan ağır silahlarının da desteği ile saldırı girişiminde bulunulmuştur.
Saldırıdan önce, bir jandarma özel harekat timi ile takviye edilen emniyet unsurlarının bulunduğu Bayraktepe Bölgesi’nde bir bölüğe yakın kuvvet bulunmaktaydı. Ayrıca, bölge gelişmelere bağlı olarak bir jandarma özel harekat bölüğü ve bir komando bölüğü ile de takviye edilmiştir. Çatışmanın başlamasından önce görüntü alınan bölgeler, topçu ve havanlarla ateş altına alınmış ve iki kol taarruz helikopterleri de bölgede görev almıştır.
Ayrıca, Aktütün Karakolu’na on kilometre mesafede Irak’ın kuzeyinde bir terörist grup tespit edilmiş ve bu terörist grup önce Hava Kuvvetleri, daha sonra topçu tarafından ateş altına alınmıştır.
Çatışmalar, akşam karanlığına kadar devam etmiştir. Çatışmalar esnasında bir astsubay, altı uzman erbaş, sekiz erbaş ve er olmak üzere 15 güvenlik görevlisi şehit olmuştur. Zayiatın büyük kısmı, Irak’ın kuzeyinden yapılan ağır silah atışları nedeniyle meydana gelmiştir. Çatışmada yaralanan personel, tedavi edilmek üzere uçakla Ankara’ya getirilmektedir. İki uzman erbaş ile henüz temas kurulamamış olup bölgede arama faaliyetleri devam etmektedir.
Çatışmalar süresince, 23 terörist etkisiz hale getirilmiş olup Hava Kuvvetleri ve topçu ateşleri sonucunda etkisiz hale getirilen terörist miktarı henüz tespit edilememiştir.
Şehit olan personelimize Allah’tan rahmet, silah arkadaşlarına ve onların değerli ailelerine ve yüce milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.
Bölücü terör örgütü ile mücadeleye, yurt içinde ve yurt dışında artan bir kararlılıkla devam edilecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır. ...
Özgün Oyuncular, 12 Eylül’de Bizkaçkişiyiz Sivil Toplum Platformu için sahne alacak ve bizleri kahkahaya boğacak ! İşte bu iddialı kelimeleri söyleyen isim daha önce yaptığı çalışmalar ile Beykozlulara kahkaha attırmayı başaran, her zaman ayakta alkışlanan bir isim yani Sedat Dalar. Temmuz 2008 tarihinde Beykoz’da kuruluşu gerçekleşen özel tiyatro grubu yani-Özgün Oyuncular- Sedat Dalar’ın Genel Sanat Yönetmenliğinde Geleneksel Türk Tiyatrosunun en vazgeçilmezlerinden, en unutulmazlarından “ Kavuklu’nun Kısmeti “ adlı oyunla siftahı yapıyor. Daha öncelerden –Kent Kültürü Oyuncuları- olarak yola çıkan ve özelliklede –Sinir Sinir-adlı oyunları ile kahkaha kasırgası estiren bir başarılı yapıta imza atan ekipten bazı isimler Gebze’den gelen yeni arkadaşları ile 12 Eylül’de Biz Kaç Kişiyiz Üyeleri İçin sahne alacak.. Konu ile ilgili, Göksu-Anadoluhisarı’ndaki Feridun Karakaya Sahnesinde bir basın toplantısı yapıldı. Oyunun Adı: Kavuklunun Kısmeti ( Orta Oyunu) Yöneten: Sedat DALAR Uyarlama: Cenk GÜR Sanat Yönetmeni: Burhan ÖKMEN Teknik Yönetmen: A. Tufan ÜTER Oyuncular; Sedat DALAR Cenk GÜR Hamdi GÜRBÜZOĞLU Sibel ERKAN Muzaffer ERTAN Nilgün ASLAN Yasemin YILDIZ Emrah ÇETİNKAYA Ceren GÜR Yer: Feridun Karakaya Sahnesi ( A. Hisarı Migros Yanı) Tarih: 12 Eyül 2008 Saat: 21.00 İletişim ve Bilgi İçin:0 539 278 93 43 ...
Merkezi İzmir'de kurulan Dönemeç gazetesinin yayın hayatına başlamasında emeği geçen, başta; Başkanımız Sayın Selim Utku Gümrükçü ve Genel Yayın Yönetmenimiz ve aynı zamanda Konak İlçe Başkanımız Sayın Mehmet Öncel olmak üzere, emek veren İzmir İl / İlçe Yöneticilerimiz, Kadın ve Gençlik Konseyinin değerli Yönetici ve üyelerine teşekkür ediyoruz. Evet Dostlar "Dönemeç" bizim sesimiz olacak. Kanalımızdan sonra artık bir de yerel gazetemiz var. Gazetemiz haftalık olarak yayımlanacak olup. Satış fiyatı : 2,00 YTL'dir. Ayrıca : Üç Aylık Abonelik bedeli : 25,00 YTL Altı Aylık Abonelik bedeli : 50,00 YTL Yıllık Abonelik bedeli : 100,00 YTL'dir.
Hepimize hayırlı uğurlu olsun. Yolumuz hep açık ve aydınlık olsun.
Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Sayın Mehmet Öncel'in ilk yazısı;
ÇIKARKEN Merhaba, İzmir kurtuluş savaşındaki "ilk kurşun"dan beri bir çok alanda hep öncülük yapmıştır. O nu Türkiye'de ayrıcalıklı kılan da budur.Hızla göç almasına rağmen kimliğini yitirmeyen ama geleni İzmirli yapan bir kenttir İzmir.Hoşgörülüdür,sıcak kanlıdır,aşk;İzmir'de her yerdedir.Dut ağaçlarının gölgesi tanıktır sevgiye,dostluğa arkadaşlıklara ve ölümlere,intihara ,ihanete… Türkiye'nin neresinden olursa olsun eğer İzmir'e yerleşmişse tanışır ortanca çiçeğiyle ve kesip yağ tenekesini beyaza boyayarak eker rengarenk açan bu çiçeği saksısına.Düşerse yolunuz Eşrefpaşa'ya ,Yapıcıoğlu'na ,Çimentepe'ye evinin terasında "sevemedim kara gözlüm seni doyunca" şarkısının eşliğinde rakısını yudumlayıp akşamı karşılayan yorgun işçilerle karşılaşırsınız yaz ayının bu son günlerinde. İzmirli umutludur. Umudunu hiç yitirmez. Ama umudunu tevekkül'den ayırmasını bilir. Güzel günlerin geleceğine inanır. Sadece inanmakla kalmaz mücadele eder.Direnir,taraflıdır.İlk'lerin öncüsüdür ama son kaledir ele geçirile(miye)cek .Muhaliftir,statükoya boyun eğmez.Tek başına çıkar oya gibi işler Ege'nin incisini.Eskimiş yapının içinden çıkıp gelecek günlerin inşasına başlar. Bu gücün önünde durmak imkansızdır! Kendinden başka bir güce ihtiyaç duymaz İzmirli. Karşısında Türkiye'nin, dünya'nın en güçlü sermaye gurupları varmış, siyaseti belirleyen onlarmış, iktidar bir avuç seçkinin elindeymiş, her şey onlardan sorulurmuş, izin verilmezmiş bunları hiç umursamaz. 15 Mayıs 1919'da tek başına olsa da direnen Hasan Tahsin gibi direnir yedi düvelin temsilcilerine. Bu düşüncelerle ve inançla çıktık yola."Yan yana gidip farklı yönlerde uzaklaşan trenler gibi" olanlardan olmamak için, çok şey söyleyip bir şey yapmamak duyarlılığımıza dokunduğu için, barış için, bağımsızlık ve demokrasi için, bir arada kardeşçe yaşamak için, arkamızda holding, işbirlikçi sermaye, yandaş sermaye olmadan geldik bir araya. Kimimiz emekli maaşından, kimimiz kaynak atölyesinde çalışıp aldığı maaştan, kimimizde iş yerine alacağı/satacağı hammaddeden feragat etti. Yeter ki bugün için. çocuklarımız için, İzmir ve Türkiye için bir şeyler yapalım dedik. İşte bu gazete bunun için var. Siz de var mısınız? Mehmet ÖNCEL
Reklam vermek ve diğer konularda bilgi almak isteyen arkadaşlarımız İletişim Telefon: 0 232 - 445 57 95
Çok kısa bir süre önce açılışı Sayın Tuncay Özkan tarafından yapılan dernek şubemiz çalışmalarına devam ediyor. Memleket Sevdalıları Derneği Üsküdar Şubesi , yeni ders yılını Sn.Tuncay Özkan İmzalı pankartları okullara asarak kutladı..Ayrıca maddi durumu kötü olan öğrencilere ücretsiz ders verme duyurusu da yapıldı. Ayrıca BKK 'nın 1. Yıldönümü de özel bir törenle kutladı. Nice aydınlık yıllara Bizkaçkişiyiz..... ...