|
|
 |
« : 01 Ekim 2008, 23:48:09 » |
|
CHP-AKP arasındaki çekişme siyasetin doğası içinde değerlendirilebilir. CHP, belgeli iddialarla AKP'nin üstüne gittikçe, siyasi iklim giderek soğuyacak.
Ancak Başbakan'ın medyaya yönelik tutumu AB kriterlerinden hangisine sığar, kestiremiyoruz! Başbakan'ın asabının bozulmasının nedeni Deniz Feneri'ne ilişkin Almanya'da sürdürmekte olan davayla ilgili haberler. Alman savcının hazırladığı iddianamede özetle şunlar yer alıyor: - Almanya'da bağış toplamak üzere kurulan holding ve çevresindeki örgütlenme Alman yasalarının dışına çıkmıştır. Toplanan paraların 41 milyon Avro'luk bölümü amaç dışı kullanılmıştır. - Bu paranın 14 milyon Avro'luk bölümü Kanal 7 televizyonuyla bağlantılı kişiler tarafından kullanılmıştır. - Amaç dışı kullanım toplanan paraların yüzde 60'ına ulaşacak düzeydedir. Amaç dışı kullanımda rolü olanlar kimler? İddinamenin 164. sayfasından bir bölüm aktaralım: "02.02.2005 tarihli alındı belgesinde herhangi bir meblağ yazılı olmamasına rağmen Mehmet Gürhan, Firdevs Ermiş'ten parayı, Türkiye Başbakanı'na vermek üzere aldığını tasdik etmiş. Bu konu sanık Ermiş'in 7. kez ifadesi alınırken sorulmuş ve doğruluğu tasdik edilmiştir." Altını çizelim; bir sanık ifadesinde böyle bir iddiada bulunuyor. Mahkeme konuya ilişkin belgeleri bu ifadelerin tamamlayıcısı ve kanıtı olarak değerlendirirse suç, tersi olursa tabii ki değil... *** Başbakan, Almanya'dan gelen bu haberlerin Doğan grubunun yayın organlarında kullanılmasına fena halde öfkelendi. Doğan grubunun bu iddiaları kanıtlaması gerektiğini söyledi! Aksi halde işi ahlaksızlığa kadar götürdü... Her şeyden önce bunun zemini mahkeme. Alman makamlarının araştırma-soruşturmalarının devamının Türkiye'de yapılması gerekiyor. Konuşma, bunu yapmakla görevli kişilerin elini tutuklaştırabilir. Dava devam ediyor. Büyük olasılıkla iddiaların da arkası gelecek. Başbakan, medyanın ayağını denk almasını, Alman makamlarından gelen bilgileri neredeyse hiç kullanmamasını istiyor. Başbakan bununla da yetinmiyor, Aydın Doğan'a kendi girişimleriyle ilgili açıklamalar yapmak üzere süre tanıyor. Aksi halde ben açıklama yapacağım, diyor. Erdoğan'ı dinlerken bir an kovboy filmi mi izliyoruz, duygusuna kapıldım! *** Erdoğan, Ergenekon soruşturmaları için "ben bu işin savcısıyım" diyecek kadar ileri gitmişti. Daha iddianame dahi hazırlanmadan "devleti çetelerden temizliyoruz" demeçleri vermişti. İşin sonuna kadar gidileceğini söylemişti. Aynı Erdoğan, Deniz Feneri olayında ise tam tersi bir tutum izliyor. Değil savcılık, iddiaların haber olarak yayımlanmasına bile katlanamıyor. Yazanları, ağır dille suçluyor, adeta düelloya davet ediyor. Öyle anlaşılıyor ki Erdoğan, artık kendi medyasını en güçlü şekilde oluşturduğunu düşünüyor. Medyanın önemli bir bölümü AKP'nin özel medya kolu gibi çalışıyor. Doğan grubunu etkisiz hale getirirse, medya fenerini tümüyle eline aldı demektir! AKP davasının sonuçları tartışırken olasılıklardan biri de şöyle dile getirilmişti: Başta Başbakan olmak üzere AKP yönetimi bu karardan ders çıkarır, daha dengeli hareket eder! Alın size denge...
|